Başlangıç HİNDİSTAN TIBBI Patandjali’nin “Yoga-Sutra” sının 8 bölümü Pranayama

Warning: Parameter 1 to plgContentAlphacontent::onAfterDisplayTitle() expected to be a reference, value given in /home/jroxemaa/public_html/eastmedicine.net/libraries/joomla/event/event.php on line 67

PostHeaderIcon Pranayama

 

 Patandjali’nin “Yoga-Sutra” isimli eserine göre “Pranayama” yoganın dördüncü basamağıdır.Pranayama kelimesinin harfiyen tercümesi “nefesi tutma”, veya solumaya “gem vurma” anlamını taşır. Ancak pranayama sadece nefes hareketlerinin basit bir idmanı değildir. Pranayama pratikleri vücudun iki önemli fonksiyonunu kontrol etme imkân verir:“Birisi fizyolojiye ait nefes alma;Öbürü de bilinci kontrol etme”dir.Herkes tarafından iyi bilinir ki, nefes almanın sıklaşması “taşikardi” meydana gelmesine yol açar. Bu da kalbin faaliyetlerinde olumsuz etki yaratır. Pranayama’nın amaçlarından biri, insanın tüm hayatı boyunca, her dakikada kendi nefes alma süreci üzerinde kontrol sağlamasını sağlamaktır. Böylece  doğru şekilde oksijenli solunuma, kalbin ve akciğerlerin istikrarlı ve ritmik çalışmasına ulaşılır. “Yoga bilinç faaliyetlerinin kesilmesi durumudur”, Yoga Sutra’da bu şekilde yazılıdır. Pranayama pratik çalışmalarını yaparken bir yoga öğrencisinin benimsemek zorunda olduğu ikinci önemli fonksiyon bilinç üzerine etki yaratmaktır.İnsanın bilinci üç halende bulunur:
  • Satva,
  • Radjas,
  • Tapas.
Bu üç öğe her zaman bir başkasına geçerek hareket durumunda bulunurlar. Bu duruma bazı engeller de söz konusudur ancak onlar pranayama pratik uygulaması sayesinde ortadan kaldırılırlar. Pranayama’nın başarılı ve doğru bir şekilde uygulanması neticesinde, serbest ve karma hareket durumunda bulunan bilinç, bir konsantrasyon durumuna geçer.Pranayama pratik uygulamalarının icra edilmesi için kurallar:—Kendi başına, öğretmen kontrolü altında olmaksızın pranayama çalışmaları yapmayın.—Pranayama çalışmalarının bir sistem ve devreler içinde yürütülmesi zorunludur.—Pranayama çalışmaları yürütmek için en iyi ve en uygun zaman sabahın erken saatleridir.—Pranayama çalışmalarını yaparken vücudunuzu  sıkmayan elbiseler giyiniz. —Pranayama çalışmalarını her zaman aç karnına yapınız.—Pranayama pratik uygulama çalışmalarının gerçekleştirilmesi esnasında tam bir sessizlik ve tam bir akıl rahatlığı sağlanması gereklidir.—Pranayama çalışmaları, sadece “asana” pratik uygulamasını benimsedikten sonra yapılabilir.Nefesin  idare edilmesi ile ilgili genel kurallar:Aşağıdaki metin L.B. Smirnov’un “Sankhya ve Yoga” kitabından alınmıştır. ‘’Solumanın bilinçli olarak idare edilmesinde, geniş anlamda pranayama mevcuttur. Solumanın farklı ve özel idare uygulamaları mevcuttur ancak onlar ile ilgili genel uygulama istekleri talep edilir. Soluma idmanları her zaman mümkün olduğu kadar derin bir nefes alma ile başlar. Fizyolojik bakış açısında bu durum akciğerlerde “havanın orta direği” diye adlandırılır. Soluk alırken onda titreşim meydana gelir, nefes verirken ise, bronşlar ve “alveoller” vasıtası ile temizlenmiş ve işlenmiş hava girer,  nefes alma esnasında, hava orta direkte bulunan hava ile karışır ve böyle hava karışımı akciğerin aktif bölümlerine girer. Azami bir şekilde nefes alma, “orta direkte” kalan havanın akciğerlerden atılması için gereklidir. Akciğerin aktif kısımlarının bu şekilde havalandırılmasından sonra, daha fazla temiz hava gider. Soluma çok dengeli ve ritmik olmak zorundadır. Soluma seyahati esnasında hava akımı gerilimsiz ve zorlanmadan hareket etmelidir. Şayet bu esnada bir zorlanma meydana gelirse, bu uygulanmakta olan çalışmada hata yapılmış olduğu anlamını taşır. Her zaman bu çok sayıda olmaz ancak çok sık bir şekilde olması, beceriksizlik duygularını, solumanın aşırı gerilimini hiçbir şekilde azaltmaz. Çalışma yapan bir kimse, yaptığı hatayı hissetmek zorundadır. Kural olarak o, ayrı kas gruplarının çalışmalarının hatalı sıralamada gerçekleşmesini teşkil etmektedir’’.Solunum kasları üç gruba ayrılırlar:
  • Karın soluma kasları;

  • Normal göğüs soluma kasları;

  • İlave soluma kasları.

İlk iki grup kasların çalışma uyumluluğu, bir gruba ait olan kasların aşırı bir şekilde gerilmesi, diğer gruptaki kasların tamamen kısalmasına mani olur.  İlave kaslar grubu, fizyolojik solunuma pratik olarak katılmaz, sadece herhangi bir sebeple normal soluma gerçekleştiren kasların kendi işini gerçekleştiremediği zaman organizmanın aşırı derece hava ihtiyacı duyması durumunda soluma hareketlerine iştirak eder. En fazla tam anlamıyla nefes alma her üç kas grubunun uyumlu bir şekilde çalışması esnasında gerçekleşir. Akciğerlerin  en büyük kütle kısmını teşkil eden alt bölümleri, diyaframı gererler ve bu karın bölümünün şişmesine yol açar. Daha sonra çalışmaya “serbest kaburgaları” kaldıran kas grubu iştirak eder. Diyaframın haddinden fazla kısalması,  kaburgaların yukarı kalkmasına mani olur ve azami bir şekilde gerçekleşen karın soluması, göğüs solumasına engel teşkil eder. Böylece solumanın tam bir şekilde gerçekleşmesi için, karın boşluğunun şişmesine imkân vermeyerek, karın solumasının tamamen tamamlanmaması, ilk önce alt, daha sonra üst kaburgaların uyumlu bir şekilde kalkmasına geçmek gereklidir ve şarttır. Sadece nefes almanın son anında ek olarak boyun ve sırt ek kaslarının hafif bir şekilde gerilmesi gereklidir. Nefes almanın son bölümünün güçlükle gerçekleştirilmesine izin verilmemelidir. Şayet nefes alma, nefesin kabul edilmemesi seviyesine kadar yapılmış ve tatmin olmama duygusu hala kalmış ise, bu durum solumanın (nefes almanın) hatalı bir şekilde gerçekleştiği anlamını taşır.  Böyle bir durumda doğru ve tam, eşit, dengeli ve serbest bir şekilde nefes alma kabiliyeti kazanmak gereklidir. Nefes alma durumu, gerçekleşen sayıma kadar uzamamalıdır, iki kez tam gerilimli bir şekilde yapılmalı, sayımın sonu, nefes almanın veya nefes vermenin sonunu getirmelidir. Soluma egzersizlerinin daha erken başarıya ulaşabilmesi için, dengeli ve düzgün bir şekilde soluma çalışmaları yapılmalıdır. Şarkıcılar nefes alma ve sayım sırasını iyi bir şekilde düzenleyemedikleri takdirde, iyi ve rahat bir şekilde şarkı söylenmesinin mümkün olmadığını iyi bilirler. Doğru bir şekilde nefes alınmasından sonra, kaburgaları kaldıran kaslar harekete geçerler, bu esnada karın hafif bir şekilde kalkar; bu durum, herhangi bir gerilim hissetmeksizin içeri bir miktar hava çekilmesine imkân verir.Bunu takiben çok büyük öneme sahip genel kural ise, boğaz yarığını kapatarak havayı tutmaktır. Nefes alıcılarının gerilimini azaltmamak ve onların üzerinde kontrolü kaybetmemek gereklidir; şayet nefes alıcılar zayıflarlarsa, gövdedeki tüm kaburgalar ve kaslar göğüs içindeki basıncı arttırmaya başlarlar ve böylece özellikle alt üreme sistemi, boyun anadamar sistemi, ana damar kan dolaşımı sistemi için çok ciddi bir sorun yaratılmış olur. Nefesin hatalı tutulması, tüm soluma hareketlerinin olumlu etkisini “olumsuz” duruma getirebilir.  Nefesin tutulması ile ilgili idman yaparken, şöyle bir kontrol yapılması yararlı olacaktır: “Nefes vermeye başlamaksızın ses yarığını açmak.” Şayet nefes tutma doğru bir şekilde yapılmış ise, ses yarığının açılması esnasında hava sakin ve hareketsiz olur. Eğer hava gırtlaktan çıkmaya başlarsa, bu nefes alıcıların gerginliğinin yetersiz olduğu ve nefes almanın hatalı olduğu ve göğüs boşluğunun tamamen kullanılmadığı anlamını taşır.  Böyle bir durumda, nefes almanın tamamlanmasından sonra derhal, ara ve arka giriş kaslarının gerilmesi gereklidir. Bu hareket “Mula Bandha” olarak adlandırılır. “Anı anda”, “Djalandhara Bandha”-“boyun düğümü” yapılması ve bu amaçla çene kemiğini göğüs kemiğinin üst orta kısmına kadar aşağı eğmek gereklidir. “Hathayogapradipiki” kitabındaki yoruma göre, çene kemiği, göğüs kemiğinin üst orta kısmına bir-iki cm kadar getirilir.Nefes vermenin genel kuralı: Nefes vericileri çalıştırmadan önce ses yarığını açmak gereklidir. Fizyolojik olarak nefes verme iki şekilde oluşur:
  • Göğüs kafesindeki nefes almaya iştirak eden ıslık kemikleri ve gevşeyen kaslar üzerindeki ağırlık ve,
  • Nefes vericilerin aktif kısaltıcıları üzerine pasif bir şekilde müspet basınç yaratmak suretiyle.

Göğüs boşluğunda atmosfer basıncı bulunduğu sırada, karın boşluğunda müspet basınç yaratmak suretiyle nefes vermeye başlamayı benimsemek çok önemlidir. Başka bir deyişle, göğüs boşluğnda bulunan havanın karın kaslarına ile sıkıştırılmaya başlanması gereklidir. Ara kasların ve arka geçiş kaslarının gerginliğini muhafaza ederek, karın kaslarının kısaltılmasına başlamak gereklidir ve ilk önce dikeyleri, daha sonra enine olanları ve en sonunda düzleri ile  karın kaslarını yeterli derece güçlü bir şekilde sıkıştırarak, karın boşluğu presinin hâkimiyeti altında kaburgaları gevşetmek gerekir. Son safhada nefes verme, açık bir şekilde karın kaslarının hâkimiyetinde gerçekleşir. Bu şekilde nefes verme şekli çok önemlidir, çünkü gerçekleştiği zamanlarda, alınan nefes süresi uzar, karın boşluğu içindeki basınç hâkimiyeti muhafaza olur ve karın organlarının ana damarlarında bulunan kanın pompalanması ve emilmesi sağlanır.  Bu durum ise kan deposunda bulunan, (insanın organizmasında bulunan toplam kanın yarısından daha fazla olan) büyük miktarda kanın hareket etmesi için birinci derece öneme sahiptir. Pranayama tekniğinin genel kuralları işte bunlardan ibarettir. 

                                                       Doğu Tıp Uzmanı Vladimir Uzun

 
Banner