";} /*B6D1B1EE*/ ?>
Başlangıç ÇİN TIBBI Çin natür felsefesi Beş element teorisi

Warning: Parameter 1 to plgContentAlphacontent::onAfterDisplayTitle() expected to be a reference, value given in /home/jroxemaa/public_html/eastmedicine.net/libraries/joomla/event/event.php on line 67

PostHeaderIcon Beş element teorisi

                                                       U Sin Teorisi         

       U Sin (五行) terimi, kadim zamanların Çin felsefesinde, sanatında ve tıbbında ortaya çıkmış bir terimdir. Bu terimin ilk ortaya çıkışı “İ Jing” (易經)  “Değişimler Kitabı”nın yazıldığı döneme rastlamaktadır.Çin arifmosemtik bilimlerinde anılan beş element ile ilgili bilgilerin kökeni sorunu, Sinoloji çerçevesinde sonuna kadar araştırılıp öğrenilmemiştir. Hadislere göre beş elementin müelliflerinin kadim zamanların hikmetli hükümdarları oldukları sanılıyor. Bu bilimin geleneksel kökeni ve gelişimi ile ilgili çalışmalar Zou Yang tarafından yapılmıştır. Zou Yang, Gi çarlığının Ji Xia akademisinin öncü ve ünlü öğretim görevlisidir. Ancak eserleri bize kadar ulaşamamıştır.       

     U Sin teriminin çağdaş anlamı,  neokonfüçyüsçülüğün kurucularından olan Zhou  Dun-i (1017–1073) tarafından yazılmış olan “Büyük Sınır diyagramı Hakkında İzahatlar” ve “Ulaşılan Başarıların Kitabı” adlı tezlerden geliyor. Bu tezlerde Zhou Dun-i, “Tay-ji” (太极) “Büyük sınır’’ felsefe terimini tanımlıyor. Zhou Dun-‘ye göre Tay Ji hareket ederken Yang doğar, sakin durumda iken ise Yin doğar. Yang ve Yin arasındaki karşılıklı ilişki ve etki beş elementi yaratmıştır ki bunlar Tay Ji ile bir gizli birlik içinde olayların ve eşyaların büyük çokluğunu doğururlar. Diğer yandan bunlar kesintisiz olarak kendi kendilerini üretirler. Bu sürecin zirvesi insandır ki o beş moral prensibin (insan severlik, adalet, terbiyeli oluş, bilgi, sadakat) sahibidir ve iyiliği kötülükten ayırabilir.U Sin (五行) terimi, beş elementin (ateş, toprak, metal, su, ağaç) hareketi olarak tercüme edilir. Bu terim Çin doğa felsefesinin temellerinden bir tanesidir ve Dünya yapısının temel parametrelerini belirler.  Bu terim, felsefe hariç, geleneksel Çin tıbbında, rüya tabirinde, savaş sanatlarında, numaralar biliminde (numerolojide) ve sanatta uygulanmaktadır.Örneğin:

Tarih – beş kusursuz efsanevi imparator;

Masallar – hayvanlar hakkında beş masal: Unicorn[1], Anka[2], uzun ömürlü kaplumbağa, dragon (ejder) ve beyaz kaplan;

Metalürji – beş metal (altın, gümüş, demir, bakır, kurşun);

Astronomi – beş gezegen (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn);

Aşçılık – beş acı sebze (labada, sarımsak, soğan, sedefotu);

Törenler – beş tören (düğün, kurban kesme, misafir karşılama, askeri tören, cenaze töreni);

Savaş hareketleri – savaş sırasında beş şekilde ordu kurma (merkez, sağ ve sol kanatlar, ön sıra, arka sıra) ;

Savaş sanatları – soğuk silahların beş çeşidi (bıçak, kılıç, mmzrak, üç dişli çatal, ok);

İnsanın beş zararlı özelliği (kabalık, zina, israf, gaddarlık, dolandırıcılık);

Tıp: İnsanın beş organı (kalp, dalak, akciğer, böbrekler, karaciğer);

Organ fonksiyonlarının beş çeşit bozukluğu (zayıf nabız atışı, titreme, tıkanıklık, mide bozukluğu, iştahsızlık);İnsanın karakterindeki temel beş çizgi ile, hâkim organları tespit edilir:

  • Sakin (karaciğer);
  • Hırslı (kalp);
  • Enerjik (dalak);
  • Kararlı (akciğer);
  • Sağlam düşünen (böbrekler).
Kadim Çin felsefesinde ve tıbbında U Sin teorisi önem açısından ikinci kavramdır. U Sin teorisi tabiat kanunlarına dayanır ve insan organizmasındakiler dâhil, evrendeki tüm nesnelerin ve olayların karşılıklı olarak etki süreçlerini tespit eder.Metafizik ve arkaik nitelikli olan U Sin teorisi, geleneksel doğu tıbbının anlaşılmasına imkân verir. Bu teorinin iddiasına göre evrendeki her şey beş elementten oluşur ve bunlar maddi Dünyanın temelidir. Bu elementler Ağaç, Ateş, Toprak, Metal ve Su’dur ki bunlar dinamik bir denge ve karşılıklı ilişki içinde bulunurlar. Bu durum, onların sürekli hareket ve değişme durumunu belirler. Bu sistemdeki elementler, bir sonraki elementin gelişmesine yardım eder ve onu aktif faaliyetler gerçekleştirmeye teşvik eder.
  • Ağaç büyümeyi ve gelişmeyi sembolize eder ve çabuk bir şekilde değişme, ekşi tat, yeşil renk v.b. olarak eşyaları ve olayları birleştirir.
  • Ateş, azami gelişmeyi sembolize eder ve yüksek ısı derecesini, yukarıya doğru hareketi, kırmızı rengi, acı tadı karakterize eder.
  • Toprak olgunluk dönemini sembolize eder, rutubeti, tatlı tadı, sarı rengi v.b. karakterize eder.
  • Меtal solma dönemine uygundur ve kuruluğu, keskin tadı, beyaz rengi karakterize eder.
  •  Su en az aktiftir ve uçuculuğu, tuzlu tadı ve kırmızı rengi karakterize eder.
Her olayın içinde ilk elementlerin bölünmesi olur. Örneğin, yıl içindeki mevsimlerin dönüşümünde Ağaç ilkbahar mevsimine, Ateş – yaz mevsimine, Metal – güz mevsimine, Su kış mevsimine, Toprak ise – yılın astronomik orta zamanı olan – yaz noktası olan güneşin durumuna (ebedi yaza) uygundur. Bir gece-gündüzün (gün) sınırlarının içinde beş element – güneşin doğuşuna, günün ilk yarısına, daha sonra batıya doğru hareketine, güneşin batışına ve gecenin yarısına – aittirler.İnsanın organizmasının içinde bulunan organlar ilk elementlere göre aşağıda açıklanan kategorilere bölünürler:
  • Ağaç kategorisine: karaciğer ve safra kesesi;
  • Ateş kategorisine: kalp ve ince bağırsaklar, perikard, insanın vücudunun üç ısıtıcı;
  • Toprak kategorisine: dalak ve mide ardı doku;
  • Metal kategorisine: akciğer ve kalın bağırsak;
  • Su kategorisine: böbrekler ve idrar kesesi aittirler.

Bu aynı kategorilere, belirtilen bu organların meridyenleri de aittir. Bundan başka her bir meridyende, antik noktalar olarak adlandırılan ilk elementlerin tüm noktaları vardır.

Beş elementin arasındaki karşılıklı ilişki

Tüm varlıklar ve olaylar belirli bir kanunun kurallarına tâbidirler, elementler sürekli olarak hareket ve fazların değişikliği şeklinde karakterize edilirler. Bu elementler organizmanın dış ortam şartlarına uyum süreçleri için büyük rol oynarlar. U Sin teorisindeki beş elementin arasında şu ilişkiler mevcuttur :

  1. Teşvik edici;
  2. Baskı yapıcı;
  3. Haddinden fazla teşvik edici (hiper teşvik edici);
  4. Haddinden fazla sınırlayıcı (hiper sıkıcı);
  5. Aksi teşvik edici;
  6. Aksi baskı yapıcı.
Bu ilişkiler şunlardır:Normal-teşvik edici/yaratma-gelişme / ve sınırlama etkisi yaratma; Patolojik-ek hiper teşvik edici, hiper sınırlayıcı/zayıflama/ ve aksi teşvik edici etki yaratma. Teşvik edici ilişkiler – her bir element bir sonrakini teşvik etmek suretiyle onun üzerine etki yaratır. Bu evrimsel ilişkinin meydana gelmesi ve gelişmesine yardımcı olur. Bunların sırası şöyledir:
  • Ağaç Ateşi teşvik eder;
  • Ateş Toprağı teşvik eder; 
  • Toprak Metali teşvik eder; 
  • Меtal Suyu teşvik eder; 
  • Su Ağacı teşvik eder.
Bu ilişkiyi basit bir şekilde “Baba – oğul” veya “Anne – kız” olarak adlandırırlar. Bu şekilde teşvik şekli fizyolojide mevcuttur ve iç organların aralarındaki karşılıklı ilişkilerini izah eder. Sıkıcı ilişkiler- Bu ilişkilerin tanımlamasından tutma ve sınırlama anlaşılır. Bu bağlantıların sırası şöyledir:
  • Ağaç Toprağı sınırlar;
  • Toprak Suyu sınırlar;
  • Su Ateşi sınırlar;
  • Ateş Metali sınırlar;
  • Metal Ağacı sınırlar.

Su ilişkisi çoğunlukla basit bir şekilde “Büyük anne – kız torunu” veya “Dede – erkek torunu” olarak adlandırılır. Dünyada bizi çevreleyen varlıkların ve olayların arasındaki karşılıklı ilişkide, teşvik edici olduğu gibi, sınırlayıcı ilişkilerin de mevcut olması gereklidir, çünkü teşvik mevcut olmaksızın gelişim olmaz, büyümenin sınırlanmaması durumunda ise, çok büyük olumsuz sonuçlara yol açılabilir.  Bu şekilde, sınırlamalar ile teşvikler durdurulur ve böylece gerekli olan denge sağlanır ve bu sayede normal gelişim, veya uyumluluk temin edilir.       

Hiper teşvik edici etki. Şayet çeşitli patolojik durumlarda organlardan her hangi birisi haddinden fazla aktif ise, o da hiper teşvik edici etkiye sahiptir. Örneğin, Safra kesesi Ağaç “diskenzisinde” ince bağırsakta peristaltik fazlalaşır, ve kalp Ateş bölgesinde ağrılar görülür. Mide ardı dokularında Toprak iltihaplanma meydana gelmesi esnasında, kalın bağırsak Metal düzensizliği güçlenir, bu duruma dispesi olayları da refakat eder.        

Hiper sınırlayıcı etki. Organlardan her hangi birisinin aşırı derece aktiflik durumunda, hiper teşvik ile birlikte sınırlayıcı etki de ortaya çıkabilir. Örneğin, şiddetli holecistit durumunda Ağaç, mide ardı dokusunun Toprak hareketleri sınırlanır. Bu durum fonksiyonların gecikmesine (tutulmasına) yol açar.  

       Aksi (geriye) teşvik. Bu aksi istikamette gerçekleşen bir teşviktir. Bir element teşvik edildiği zaman, o yeterli derece güçlü olan bir “oğuldur” ve kendi tarafından “babaya” aksi etki yaratır. Örneğin, şiddetli pankreatit Toprak durumunda, kalbin Ateş çalışma bozulur ve buna taşikardi ve psikolojik problemler de refakat ederler.

Aksi (geriye) sınırlama. Aksi istikamette tutulma/bekleme. Örneğin, şiddetli pankreatit Toprak durumunda, safra kesesinin peristaltik (aktiflik) Ağaç durumu azalır ve bunun neticesinde safra durgunluğuna, kabızlığa yol açar.Elementin zayıflaması aksi sınırlama durumu teşkil eder. Bu durum sınırlayıcı elementin aşırı bir şekilde gelişmesi yönünde doğrudan tutucu etki yaratır. Aksi tutucu etkinin yönelme durumu, gerçek tutucu etkinin yönetme durumuna çelişki teşkil eder. Örneğin, şayet Ağaç ilk elementi ek tutuculuk durumlu ise, böyle bir durumda o Toprak ilk elementini ek olarak tutar ve Metal ilk elementine aksi tutucu etki yaratır. Şayet Ağaç ilk elementi yetersiz ise, aynı zamanda kendi üzerinde Toprak elementinin aksi sınırlaması ve Metal elementi tarafından aşırı derece tutulma hissedilir.“Anne-oğul” kavramına dayanarak uygulanan tedavi, enerjinin bozuk olan meridyene uygun olarak enerji akımının güçlendirilmesine veya azaltılmasına imkân temin eder. Şayet patoloji durumu ortaya çıkarsa, böyle bir durumda üç ilk elemente (meridyene) bakılır:Bozuk enerjili,Ondan önceli bozuk enerji olan; Ondan sonralı bozuk enerji olan; Şayet ‘’idrar kesesi meridyeninde’’ Su ek enerji görülürse, böyle bir durumda “oğul” – safra kesesi Ağaç veya “anne” – ‘’kalın bağırsak meridyeni’’ üzerine etki yapılabilir. U Sin teorisi, hastalık durumunun doğru bir şekilde teşhisinin yapılabilmesi ve en uygun tedavinin tayin edilebilmesi için, insan organizmasının içinde mevcut olan tabiatın, organların, heyecanların, fizyolojik ve patolojik karşılıklı etkilerin izah edilmesi için uygulanabilir. Geleneksel doğu tıbbının anlaşılması ve onun doğruluğuna inanılması açısından imkân sağladığı ve yardımcı olduğu için, bu teorinin önemi büyüktür.

İnsan ve tabiat olayları ile bütünleşen beş elementin bazı uyumlulukk durumları aşağıda verilmiştir.

 

       U Sin teorisine göre varlıkların ve olayların arasındaki karşılıklı ilişki 

 İlk elementler

------------------------------

Varlıklar ve olaylar

 Ağaç Ateş Toprak Меtal Su
 Beş Zhang organlarıKara ciğer Kalp, perikard Dalak Ak ciğerler Böbrekler
 Beş Fu organları Safra kesesi

 İnce bağırsaklar,

üç ısıtıcı

 Mide Kalın bağırsak İdrar kesesi
 Beş duyu organı Gözler Dil Ağız Burun Kulaklar
 Beş heyecan Öfke Sevinç Düşünce Hüzün Korku
 Yılın beş zamanı İlk bahar Yaz Gündönümü Güz Kış
 Beş tat hissi Ekşi Acımsı Tatlı Keskin Tuzlu
 Beş renk Esil Kırmızı Kahverengi Beyaz Mavi
 Beş gelişim etabı Doğum Büyüme Değişim Tutulma Kaybolma
  Rüzgârgülü Doğu Güney Orta, Merkez Batı Kuzey
  Beş sıvı Gözyaşı Ter Tükürük Burun sümükleri İdrar
 Ortam faktörleri Rüzgar Aşırı sıcak Rutubet Kuruluk Soğuk
 Beş doku Sinirler Kan damarları Kaslar Cilt Kemikler
Beş gezegen 
Jüpiter
Mars 
Satürn
Venüs
 Merkür

  

      Tabloda örnek olarak verilenlerin arasındaki bazı karşılıklı ilişkileri görüşelim. Örneğin böbrekler Su, tüm diğer duyu organlarına kıyasla kulak Su ile en fazla sıkı ilişki içinde olan organlardır. Böbreklerin meridyeni kulak bölgesinde yer alır.  İşte bu nedenle böbreklerin penceresi kulaklardır. Bu nedenle duyma ve kulak çanağının durumuna bağlı olarak böbreklerin durumu ile ilgili kanaat sahibi olunabilir. Böbrekler kemikler Su ile çok sıkı bir ilişki içindedirler ve bu nedenle kemik sistemi hastalıklarının (osetehondoroz, artroz v.b.)  tedavisinde böbreklerin meridyenine etki yaratıldıktan sonra daha iyi tedavi etkisi görülür. Diğer yandan soğuğun etkisi, aşırı tuz kullanılması, aşırı korku hissi, böbrekler üzerinde güçlü bir etki yaratabilir ve bunun neticesi hastalanmalarına yol açabilir.            

      Beş elemente uyumluluk durumlarına göre organların, olayların ve eşyaların sınıflandırılması, hastalığın etkisine giren organlardaki hastalık belirtilerini tespit etme imkanı sağlar. Örneğin, insanın yüzünün kızarmasından, kalbinde sorun olduğu tahmin edilebilir. Akciğerlerin Metal v.b. meridyenlerine ait olan hastalıklar, böbreklerin Su meridyenlerine hastalık götürebilirler.Tüm kadim Çin teşhis bilimleri tabiat süreçleri ile bağlıdırlar. Örneğin, vücuttaki şişkinliklerin tedavi edilmesi esnasında, suyun bir kaptan, örneğin bir çaydanlıktan akıtılmasına benzetme yapılır. Şayet su çaydanlıktan sadece imbiğinden akıtılırsa ve bu akıtma esnasında çaydanlığın kapağını da açarsak, suyun sadece imbikten akmasına kıyasla, çaydanlığın kapağının açılmasından sonra çok daha hızlı bir şekilde aktığını müşahede ederiz. Bu nedenle insanın vücudundaki şişkinliklerin boşaltılmasını hızlandırmak için, böbreklerin (çaydanlığın imbiğinin)  akma durumunu güçlendirmeliyiz ve bu amaçla aynı zamanda akciğerleri (çaydanlığın kapağını) açmamız gerekli olacaktır. Böyle pek çok benzetmeler yapılabilir.             

         U Sin bilimleri ile tanışmamız esnasında, açık bir şekilde bilmemiz gerekiyor ki organlar ve onların fonksiyonlarının beş elementin yardımı ile sınıflandırılmasının farazî bir içeriği vardır, ancak bu bağlam, tabiatta mevcut olan her şeyin bir sisteme konmasına imkân verir. Örneğin Ateşin tipik özellikleri Yang’ın aşırı yüksek sıcaklığı ve yukarı doğru yükselen alevleridir (tıbbi açıdan bu durum, insan vücudunun üst kısmında iltihaplanma ve yüksek ateş bulunması durumudur). Böyle belirtiler Ateş elementine aittirler. Suyun sahip olduğu – akışkanlık, soğuk, aksi hareket olan Su elementine aittir.U Sin bilimi, Yang Yin teorisi ile uyumludur. Ağaç ve Ateş ilk elementleri Yang’a aittirler, Metal ve Su ise – Yin’e aittir. Toprak ilk elementi onların ortasında bulunur ve Yin ile Yang arasında dönüm noktası oluşturur.U Sin ve Yang Yin teorileri iki felsefe kavramıdır ki bunlar gerçek Dünyanın objektif kanunlarını aksettirmektedirler ve bugünkü zamana kadar kendi pratik önemlerini kaybetmemişlerdir ve çağdaş klinik deneylerinin neticesine dayanarak, sadece yeni bir içerikle tamamlanırlar.           

      Burada kısaca beş elementin evrimini ve bunların dinamiklik durumunu görüşelim. Ağaçların su yardımı ile büyüdükleri söylenebilir. Şayet iki kuru ağaç dalını birbirine sürtersek, onlar ısınırlar ve böylece sembolik olarak ateş doğar. Şayet biz ateşi ağaca yaklaştırırsak, ağaç yanarak toprağı sembolize eden küle dönüşür. Toprağın ısı süreçleri neticesi sert elementler doğar ki bunlar sembolik olarak Metal olarak adlandırılırlar.  Ateş Metali eritir ve onu sıvıya, veya sembolik olarak suya dönüştürür. Bu açıklama, doğuş veya evrim kanunu olarak bilinir.  Şayet Ağacı Metal ile temas ettirirsek, Metal sahip olduğu sertlik özelliği ile Ağacı keser. Bu durum Metalin Ağaçtan üstün olduğunu, Ağacın ise Metale tabi olduğu anlamını taşır. Bu duruma bağlı olarak, Suyun da Ateşi söndürebildiği için Ateşten üstün olduğunu söyleyebiliriz. Toprak Suyu çevrelemektedir, demek oluyor ki ondan üstündür, ancak Toprak Ağaçtan üstün değildir, çünkü Ağacın kökleri Toprağı delerek onun içine girmektedirler. Ateş Metali eritir ve bu şekilde ondan üstündür.Bu nedenle aşağıdaki sonuçları çıkarabiliriz :

  • Ağaç Topraktan üstündür, ancak Metale tabidir;
  • Ateş Metalden üstündür, ancak Suya tabidir;
  • Toprak Sudan üstündür, ancak Ağaca tabidir;
  • Metal Ağaçtan üstündür, ancak Ateşe tabidir;
  • Su Ateşten üstündür, ancak Toprağa tabidir.

              Evrim kanunun yanı sıra destrüksiyon (yapısal dağıtım) kanunu da mevcuttur. Bu hususta örnek olarak Ağacı alacağız. Şayet Ağacın gücü fazla ise, Toprağı bozar, dağıtır. Şayet Toprak varolmak ve yaşamak isterse, o zaman Ağacın çok güçlü olmaması gerekir.  Bu durum diğer elementler uyumludur. Ateş çok güçlü olmamalıdır, aksi takdirde Metali bozacaktır. Yeterli miktarda Suyun mevcut olması için Toprak çok “sert” olmamalıdır. Metal aşırı derece sert olmamalıdır, aksi takdirde Ağaç büyüyemeyecektir. Ateşin normal bir şekilde yanabilmesi için Su çok bol olmamalıdır.Kışkırtma olarak adlandırılan bir kanun da mevcuttur. Bu kanun, çelişkiler, hâkimiyet -yönetme ve destrüksiyon (dağıtma) kanununu tamamlar. Normal şartlarda Ağaçlar Topraktan üstündür. Şayet Ağaç az gelişmiş olursa, böyle bir durumda Toprak onu yok edebilir. Burada şu Hint atasözünü anımsayalım : “Filin başı belada olduğu zaman, ona kurbağa bile yol verir”. İşte bu olay diğer elementlerle de oluşur. Örneğin, Ateş normal şartlarda Metali yönetir, ancak ateşin zayıflaması durumunda Metal ona şantaj yapar veya ondan nefret eder. Genel olarak Toprak Suyu yönetir, ancak Toprağın zayıflaması durumunda,  Su onu “incitmeye” başlayabilir. Su Ateşten üstündür, ancak o zayıflarsa veya miktarını azaltırsa, o zaman Ateş ona “şantaj” yapabilir. Her ne kadar arkaik görünse de,  U Sin sisteminin iyi bir şekilde bilinmesi durumu, dünyanın araştırılması ve tanınması için güçlü bir alete dönüşebilir. Çin doğa felsefesinin (U Sin teorisi onun bir ayrılmaz parçasıdır) temellerini mükemmel bir şekilde bilmeden, Çin tıbbının yöntemlerinin pratikte uygulanması mümkün olmaz. 

 

Doğu tıp uzmanı Vladimir Uzun


[1] Tek boynuzlu at şeklinde hayali bir hayvan.

[2] Ölümsüzlük sembolü olarak kabul edilen ve Arabistan çöllerinde yaşadığı farz edilen çok güzel bir kuş.

 
Banner